görmezden gelemezdim

Uzun zamandır çektiğim bu fotoğrafları bir araya getirip baktığımda kendime şu soruları sordum. Bu fotoğrafları neden çektim? Gündelik yaşamın içinde yolda yürürken gördüklerim benim için ne ifade ediyor?
Aylar, yıllar geçtikçe çektiğim her fotoğraftan sonra sorular cevaplar gitti geldi kafamın içinde. İç ses çok önemli, bana güzel cevaplar veriyordu. :)
Bir gün yaprakları bulutlara ulaşamayan söğüt ağacının gölgesinde otururken çocukluğuma gittim, ilkokul birinci sınıfa okuma yazmayı yeni öğrendiğimiz zamanlara; öğretmenimiz okumayı unutmayalım diye tatilde bize sınıfın kütüphanesinden kitaplar verirdi. Kitapları bitirirsek mahalledeki arkadaşlarımızla değiş tokuş yapmamızı isterdi     
ya da gittiğimiz yolculuklarda, seyahatlerde tabelaları, yollarda gördüğümüz yazıları okumamızı. (Hala yolda gördüğüm bütün yazıları okuyorum bu arada) Tabelaları ve yazıları okurken o zaman gözüme takılan dükkân önlerinde duran masalar, sandalyeler, süpürgeler, berberlerin asılı havluları, pencereler, pencere önlerine dizilmiş Vita kutularında açmış çiçekler, emektar terzi Ahmet Efendi’nin dükkanında camda asılı duran ceketler, pantolonlar onların neden öyle gelişigüzel konulduğuna dikkat ederdim. Çocukluğumda yaptıklarımı hatırlamak, bir süredir kafamın içindeki dönüp duran sorularıma cevap olurken, beni rahatlattı. Her şey gözümüzün önünde durmakta ve hikayelerini anlatmaya devam etmekte. Gündelik hayatta var olan “sıradan” objeler parçası oldukları yaşamın sosyal, kültürel ve ideolojik izlerini sürüyor.


Her gün fark etmeden hayatımızın içine dahil olan nesneleri görmezden gelemezdim.

106.jpg
101
101.jpg
101.jpg
101.jpg
101.jpg